Gökçeada –Zeytinliköy ve Dereköy

Gökçeada –Zeytinliköy ve Dereköy

 

Gökçeada –Zeytinliköy ve Dereköy

 

Mitolojik efsanelerde denizler tanrısı Poseidon’un adası olarak bahsedilen Gökçeada, yani eski ismiyle İmroz, son yıllarda bilinçli ve çevreye duyarlı yavaş gezginlerin uğrak noktasıdır. Ada’nın hüzünlü tarihine ve çok kültürlülüğüne köylerinde tanıklık eder, tertemiz denizinin keyfini süreriz her ziyaretimizde.

 

Kabatepe’den bindiğimiz feribotta, Merkez’de, hatta plajlarda illaki bir telaş ve koşuşturma hali vardır. Ama biz kapılmayız o güruha. Acele etmeden kendi ritmimizde gezeriz Ada’nın koylarını ve köylerini.

 

Zeytinliklerin arasında geçerek ulaşırız Zeytinli köyüne. Ada’nın en eski kilisesi ve rum ilkokul binası karşılar bizi. Patrik Bartholomeos un doğup büyüdüğü yerdir Zeytinli, dolayısıyla sık sık gelir buraya. Renkli ve neşelidir bu köy. Kahve kokusu yayılır sokaklara. Butik otel haline gelmiş taş evlerin arasındaki mütevazi mekânında Barba Hristo’nun oğlu devam ettirir sakızlı muhallebi geleneğini. Taze keçi sütüyle ve günlük yapılır, çok lezzetlidir. Sanat atölyeleriyle, kafeleri, meyhaneleriyle ve birbirinden keyifli butik otelleriyle Ada’nın renkli tarafıdır Zeytinli.

 

Gökçeada –Zeytinliköy ve Dereköy

 

Siyah-beyaz fotoğraflı zamanların zengin ve kalabalık nüfuslu Dereköy’ünün sokakları ise mahsun ve sessizdir. Parke taşlı dar sokaklarda keçiler serbestçe dolaşır. Taş evler yıkık dökük ve perişan, zeytinyağı imalathanesi de viranedir. Çeşmeden gürül gürül su akar hala Çamaşırhanede ama çamaşır günlerinin sabun kokulu telaşesi artık sadece belli bir yaşın üzerindeki teyzelerin hatırındadır. Kilisesi sadece cemaati için açar kapılarını. Zaten Dereköy’de tek tük birkaç evde yaşam vardır o da yaz aylarında.

 

Gökçeada –Zeytinliköy ve Dereköy

 

Gökçeada –Zeytinliköy ve Dereköy

 

Gökçeada –Zeytinliköy ve Dereköy

 

Bir zamanlar çocuk seslerinin yankılandığı, leziz yemek kokularının yayıldığı, nice nice düğünlerin ve bayramların kutlandığı bu sokaklardan birinde, rastladım Madam Mariya’ya. Tam tarih vermem gerekirse, 2019 senesinde Temmuz ayında bir akşamüzeriydi. Beni kırmadı, kahve içtik. Sohbet ettik duvarlarında eski adalıların fotoğraflarının sergilendiği çayhanede. 1950lerin 60ların Adasını, İmroz’u, çocukluğunu, gençkızlığını anlattı... Gözleri doldu kendi tabiri ile “karşı kıyıya” mecburen göç edilmelerinden bahsederken. Yüreğimde durur hala vedalaşırken kulağıma fısıldadıkları..

 

“Her yaz geliyorum ben evime, burası benim evim. Ada benim vatanım, son yolculuğuma Ada’dan gideyim. Ada’da açmışım ben gözlerimi, son kez burada kapatayım…”

 

Gökçeada bir yanda neşeli, keyifli ve hatta leziz bir tatil vaad eder ziyaretçilerine, diğer tarafta ise derin bir hüzün saklıdır. Tertemiz denizi ve koyları ise başlı başına ayrı bir yazı konusudur.

 

2011 senesinden beri Sakin Şehir - Cittaslow olan Gökçeada’nın tarihi ve kültürel zenginlikleri hakkında detaylı bilgileri, Düş Patikası Gökçeada turumuzda sizlere eşlik eden deneyimli rehberlerimizden alabilirsiniz.


Meltem BERK AYAZ